Melazma yüz bölgesinde özellikle de güneşe maruz kalan alanlarda simetrik yerleşimli düzensiz kahverengi lekeler oluşturan yaygın bir tablodur. Bulgular hastaların %50-80'inde yanaklar ve çene kısmında ortaya çıkar. Tüm dünyada yaygınlığı ortalama %1 civarındadır. Irka ve bölgeye göre bu oranlar oldukça değişkenlik gösterebilmektedir. Yüksek riskli grupta, özellikle de otuzlu kırklı yaşlardaki koyu tenli kadınlarda, bölgelere göre değişse de %9-50 gibi ciddi oranlarda görülebilmektedir.

Çoğu zaman estetik bir problem gibi kabul edilse bile, özellikle de kronik ve tekrarlayıcı doğası nedeniyle, hastalarda önemli bir duygusal ve psikososyal yük oluşturabilmektedir. Benlik saygısını ve genel yaşam kalitesini derinden etkileyebilmektedir. Hastalar sık ​​sık utanç, düşük benlik saygısı, zevk eksikliği, memnuniyetsizlik ve sosyal motivasyon eksikliği yaşarlar. Ayrıca hastaların yaklaşık dörtte üçü farklı şiddetlerde depresyon veya stres semptomları bildirmektedirler.

Melazmaya Neden Olan Faktörler

Melazmanın oluşumunu etkileyebilecek pek çok faktör bilinse de oluşum nedeni tam olarak anlaşılmamıştır. Çeşitli yapısal ve çevresel faktörler lezyonların tetiklenmesine, devam etmesine ve nüksetmesine katkıda bulunabilir. Bunlar arasında en önemlileri genetik yatkınlık, güneşe maruz kalma ve hormonal dengesizliklerdir. Melazmanın klinik olarak ortaya çıkışı genetik olarak duyarlı bireylerde hormonal ve çevresel faktörler arasındaki etkileşime bağlıdır. Aile öyküsü de önemli bir melazma risk faktörüdür. Güneşe maruz kalma ise melazmada en önemli çevresel faktördür. Yüzde oluşan lekeler kış aylarında genellikle azalırken yaz aylarında yoğun güneş maruziyeti nedeniyle genellikle artmaktadır. Ayrıca hamilelik sırasında ciddi güneş koruma önlemlerinin alınmasının hamilelik sırasında oluşan melazma riskini neredeyse yarı yarıya azaltabileceği gösterilmiştir. Hamilelik, doğum kontrol ilaçları ve hormon tedavisi melazmada sık bahsedilen tetikleyici faktörlerdendir. Bu da hormonların etkilerinin melazma oluşumunda önemli bir rol oynayabileceğini gösterir. Deride travma yaratabilen işlemler (lazer vs), kızarıklık oluşturan inflamatif bazı deri hastalıkları (ekzemalar vs), bazı ilaçlar, güneş hassasiyetini arttıran gıdalar, karaciğer hastalıkları, bazı bağırsak parazitleri (helmintiyazis) ve hatta artan stres melazmayı tetikleyebilir. Ek olarak polikistik yumurtalık sendromu, insülin direnci veya tiroit disfonksiyonu olan hastalarda melazma daha sık görülebilmektedir.

 

melazma-tanisi

 

Melazmada Tanı

Melazmada tanı koymak tipik klinik görünümü nedeniyle genellikle zor değildir. Ama çok tipik olmayan olgularda melazmayı taklit edebilen yüzde leke oluşturan diğer bazı durumlardan ayırmak gerekli olabilir. Mor ışık olarak da bilinen Wood lamba muayenesi tanıda ve karışabileceği diğer tabloların dışlanmasında yararlı olabilmektedir. Ayrıca lekenin derinin hangi tabakasında olduğunu belirleyerek tedavi yaklaşımına da yardımcı olabilmektedir. Tanı koymak için gerekli değilse bile hastanın öyküsünde artırıcı ve tetikleyici olabileceği düşündüren durumlar varsa tam kan sayımı, tiroit ve karaciğer fonksiyon testleri, seks hormonları, adrenokortikotropik hormon, kortizol ve dışkı muayenesi gibi ileri laboratuvar testleri istenebilir.

Melazmada Tedavi

Güneşe maruz kalma da dahil olmak üzere tetikleyici ve ağırlaştırıcı faktörlerin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alması önemlidir. Hormonal dengesizlikleri düzeltmek, ışığa duyarlı hale getiren ilaçlar ve kozmetiklerden uzak durulmasını sağlamak gibi yaklaşımlar hastalığın bütünsel değerlendirmesi için gereklidir. Hastaların ana tetikleyici durumlardan olan ışığa karşı korunma bilincinin oluşturulması ve bunu sürekli hale getirerek içselleştirme konusunda desteklenmesi kritik öneme sahiptir. Kronik ve tekrarlayıcı nitelikteki doğası nedeniyle melazmada tedavi genel olarak uzun sürelidir. Mevcut tedavilerdeki sınırlılıklar nedeniyle aşamalı ve gerekirse kombine tedavilerin kullanımı gerekebilmektedir.

Topikal Tedaviler

Melanin pigmenti oluşumunu ve bunun deride transferini etkileyerek farklı mekanizmalarla etki gösteren çok sayıda sürme şeklinde kullanılan ilaç vardır. Hidrokinon ve traneksamik asit en öne çıkan içerikler olsa da retinoik asit, kojik asit, arbutin, niasinamid, askorbik asit, azelaik asit, kojik asit, arbutine, tiamidol, sisteamin ve kortikoid içerikleri de bu amaçla kullanabilmektedir. Hidrokinon, tretinon ve kortikoid içeren sinerjistik etkili kombine tedaviler de sık kullanılmaktadır.

Sistemik Tedaviler

Sistemik tedaviler konusunda araştırmalar devam etse de pratikte kullanım olanağı bulan ilaç sınırlıdır. Oral traneksamik asid özellikle de tedaviye dirençli ve sık tekrarlama gösteren seçilmiş hastalarda üçüncü tedavi basamağı olarak kullanılabilmektedir.

sistemik-tedaviler

kok-hucre-prp-eksozom

Kimyasal Peeling

Kimyasal peeling cilde kimyasal bir maddenin uygulanması sonrası deride kontrollü hasar oluşturan bir yöntemdir. Oluşturulan bu kontrollü hasar cildin yenilenmesini ve yeniden şekillenmesini sağladığı için daha çok kozmetik amaçlı kullanılan bir yöntemdir. Temelde asitik içerikli pek çok ürün bu amaçla kullanılabilmektedir. Glikolik asit en sık seçilen içerik olsa da salisilik asit ve trikloroasetik de bu amaçla kullanılabilmektedir. Ayrıca peeling amacıyla kullanılan ve leke açıcı içerikleri kombine eden “enzim peeling” olarak bilinen yöntemler de mevcuttur. “Enzim peeling” uygulamaları iyi seçilmiş hastalarda az seansla etkili tedavi şansı sunabilmektedir. Kimyasal peeling tipik olarak melasmada ikinci basamak tedavi prosedürü olarak kullanılır. Özellikle de dirençli melazma tablolarında topikal tedavi veya lazer tedavisi ile kombinasyon halinde kullanıldığında etkinlik artmaktadır.

Kök Hücre, PRP, Eksozom

Kök hücreler kendini yenileyebilme ve çeşitli hücre türlerine farklılaşma yeteneğine sahip öncü hücrelerdir. Trombositten zengin plazma (PRP) kişinin kendi kanından hazırlanan ve trombositten zengin içeriği nedeniyle birçok büyüme faktörü barındıran sıvı kıvamlı bir içeriktir. Son zamanlarda kök hücre kaynaklı eksozomlar da bu tedavilere yeni bir bakış açısı getirmiştir. Eksozomlar; bitişik veya uzak hücrelerle iletişim kurma yeteneğine sahip proteinler, nükleik asitler ve lipitler içeren çeşitli biyomolekülleri taşıyan hücre kaynaklı nano ölçekli keseciklerdir. Bu yöntemler deride yeniden yapılma ve onarmaya hizmet ettiği için leke de kullanım alanı bulabilmektedirler.

Mezoterapi

Mezoterapi tek ya da karışım halindeki bir içeriğin deriye direk enjekte edilmesi işlemine verilen genel bir isimdir. Böylece istenilen maddenin dokuda daha yoğun ve daha uzun süre kalması sağlanabilmektedir. Bu amaçla leke tedavisinde traneksamik asit, askorbik asit ve glutatyon içeren ürünler sıklıkla kullanılmaktadır.

Mikroiğneli Radyofrekans (Altın İğne)

Radyofrekans enerjisiyle deri ısıtıldığında deride onarılma ve yenilenme süreci başlatılmış olur. Radyofrekansın mikro iğneleme yöntemi ile verilmesi, deriye giren iğnenin derinliğini ayarlama olanağı sağladığından, değişken derinlikte ısı iletimine olanak tanır. İğnenin girdiği ve derinin ısıtılarak mikro hasarlanmanın olduğu bölgenin etrafındaki hasarlanmamış alandan gelen hücreler yardımıyla deri daha çabuk onarılmış olur ve lekede azalma meydana gelir. Bu yöntem uygulanan topikal tedavilerin etkinliğini arttırdığı için topikal traneksamik asitle kombine kullanımı iyi bir seçenek sunmaktadır.

Lazerler ve Işık Tabanlı (IPL, BBL) Sistemler

Bu yöntemler farklı dalga boyları içermekte ve deride farklı derinliklere inebilmektedir. Ayrıca dalga boyunun ciltte spesifik hedef aldığı yapılar vardır. Deriye rengini veren bir pigment olan melanini hedefleyen özellikte olanlar lekede tedavi amaçlı kullanılmaktadırlar. Bu amaçla pek çok lazer kullanılabilse de daha çok şiddetli olgularda ve seçilmiş hastalarda üçüncü basamak olarak kullanılması önerilmektedir. Diğer tedavilerle kombine kullanmaları etkinliği arttırabilmektedir.

Sosyal Medyada Paylaş:

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Saç Dökülmeleri

Saç dökülmesi hem erkekler ve hem de kadınlar arasında en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Bu durum birçok nedene bağlı gelişebildiğinden uygun tedavi yaklaşımını belirleyebilmek için öncelikle altta yatan nedeni belirlemek kritik öneme sahiptir....

Vitiligo (Alaca Hastalığı)

Halk arasında alaca hastalığı olarak da bilinen vitiligo, deriye renk veren melanosit isimli hücrelerde hasar oluşturarak deri renginde kayıba (beyazlaşmayla) neden olan bir hastalıktır....

Ne Aramıştınız?